Kuram bir savaş sonrası sorusundan doğdu
İngiliz psikiyatrist John Bowlby, İkinci Dünya Savaşı sonrasında anne bakımından uzun süre ayrı kalan çocukları inceledi. O dönemin yaygın görüşü, bebeğin bakıcısına bağlanmasının beslenmeden kaynaklandığıydı: Süt veren kişi sevilir. Bowlby bunun yetersiz olduğunu savundu. Ona göre bağlanma, tehlikeye karşı yakınlık arayan, evrimsel temeli olan ayrı bir davranış sistemiydi; korkan çocuk yemek için değil, güvende hissetmek için koşar.
Bowlby'nin Londra'daki araştırma biriminde birlikte çalıştığı meslektaşı Mary Ainsworth, bu fikri ölçülebilir hale getirdi. Geliştirdiği Yabancı Durum düzeneğinde bir yaş civarındaki bebek, oyuncaklı bir odada annesiyle bırakılıyor, sonra kısa süreliğine yalnız ve bir yabancıyla kalıyor, ardından anne geri geliyordu. Ainsworth'ün asıl baktığı şey, çocuğun ayrılık anındaki ağlaması değil, yeniden buluşma anındaki tepkisiydi: Sakinleşip oyuna dönebiliyor mu, yoksa ya yatışamıyor ya da anneden uzak mı duruyor?
Buradan üç örüntü çıktı: güvenli, kaygılı-kararsız ve kaçıngan. Sonraki yıllarda Mary Main ve arkadaşları, hiçbirine oturmayan, çelişkili ve donma benzeri tepkiler gösteren dördüncü bir grup tanımladı: dağınık bağlanma. 1980'lerde Cindy Hazan ve Phillip Shaver bu çerçeveyi yetişkin romantik ilişkilere taşıdı ve alan bugünkü popülerliğine giden yola girdi.
Dört stil, iki eksen
Yetişkin bağlanma araştırmasında bugün yaygın yaklaşım, insanları dört kutuya sokmak yerine iki sürekli boyut üzerinde konumlandırmaktır. Birinci boyut kaygı: Terk edilme, yeterince sevilmeme ve ilginin azalması konusundaki hassasiyetin. İkinci boyut kaçınma: Yakınlıktan, duygusal açılmaktan ve başkasına dayanmaktan rahatsızlık duyma derecen. Dört stil, bu iki eksenin yüksek ve düşük uçlarının birleşiminden çıkan isimlerdir.
Bu, Büyük Beşli kişilik modelindeki mantığın aynısı: Kimse tam olarak bir tipe eşit değil, herkes bir aralıkta bir yerde duruyor. Kendini bir stile çok yakın bulsan bile, gerçek konumun büyük olasılıkla sınırın epey yakınında.
- Güvenli (düşük kaygı, düşük kaçınma): Yakınlık rahatsız etmez, ayrılık yıkıcı gelmez. Sorun çıkınca konuşmayı en makul yol olarak görürsün, çünkü geçmiş deneyimin konuşmanın işe yaradığını söylüyor. Farklı ülkelerde yapılan araştırmalarda en sık rastlanan örüntü budur.
- Kaygılı (yüksek kaygı, düşük kaçınma): Yakınlığı çok istersin ama karşı tarafın da aynı şeyi isteyip istemediğinden emin olamazsın. Mesaj gecikmesi, ses tonundaki değişiklik ve "sonra konuşuruz" cümlesi kolayca alarma dönüşür.
- Kaçıngan (düşük kaygı, yüksek kaçınma): Kendine yetmeyi değer olarak görürsün. Duygusal konular açıldığında konuyu değiştirme, işe sığınma ya da "abartmaya gerek yok" refleksi devreye girer. İçeride bir rahatsızlık vardır ama dışarıya soğukkanlılık olarak yansır.
- Korkulu-kaçıngan (yüksek kaygı, yüksek kaçınma): Hem yakınlık istersin hem yakınlıktan korkarsın. İlişki derinleştikçe geri çekilme, uzaklaşınca yeniden yaklaşma döngüsü tanıdık gelir.
Türkiye'de tanıdık gelen sahneler
Bağlanma örüntülerini anlatan yabancı örnekler genelde bireysel yaşayan, erken yaşta evden çıkan gençlere göre yazılır. Türkiye'de tablo biraz farklı işler ve stiller kendini başka sahnelerde gösterir.
Kalabalık bir aile ortamında büyümek, tek başına güvenli bağlanma anlamına gelmez; belirleyici olan etraftaki kişi sayısı değil, en az bir bakım verenin tutarlı biçimde ulaşılabilir olmasıdır. Bazen bu kişi anne baba değil, uzun süre birlikte yaşanan bir anneanne ya da abladır.
Bayram ziyaretlerinde sürekli "ne zaman evleniyorsun" sorusuna maruz kalan biri için ilişki konuşmaları baştan tehdit yüklüdür; bu durum kaçınma eğilimini güçlendirebilir. Aynı şekilde üniversite için başka şehre taşınan bir öğrencinin ilk aylarda ailesini günde birkaç kez araması, kalıcı bir kaygılı stil değil, tipik bir geçiş dönemi tepkisi olabilir.
Bir başka nokta: Askerlik, uzun süren zorunlu ayrılıklar ya da ailede uzun süreli hastalık gibi dönemler ilişki örüntülerini geçici olarak değiştirebilir. O dönemde kendini test etmek, sonucun ne kadar kararlı olduğu konusunda yanıltıcı olabilir.
İlişkide ne gibi farklar yaratır
Bağlanma kuramının temel fikirlerinden biri, bağlanma sisteminin özellikle tehdit ve stres altında devreye girmesi, dolayısıyla stillerin en çok bu anlarda belirginleşmesidir. Keyifli bir hafta sonunda herkes benzer davranır; fark, tartışmanın üçüncü saatinde, yorgunken ya da belirsizlik yüksekken ortaya çıkar.
Kaygılı uçta duygu yoğunlaşır ve yakınlık talebi artar: Daha çok mesaj, daha çok güvence isteği, meselenin hemen çözülmesi baskısı. Kaçıngan uçta yön tersine döner: Duyguyu bastırma, konuyu erteleme, fiziksel olarak ortamdan çıkma. İkisi bir arada olduğunda ortaya çıkan takip-kaçış döngüsü, çift araştırmalarında iyi bilinen bir kalıptır; biri yaklaştıkça diğeri uzaklaşır, uzaklaştıkça öteki daha çok yaklaşır.
Bu döngüde suçlu aramak işe yaramaz, çünkü iki taraf da aynı şeyi yapıyor: Kendi güvensizliğini azaltmaya çalışıyor. Sadece yöntemler birbirinin zıddı. Döngüyü kıran şey genelde tek bir cümledir: "Şu an konuşamıyorum ama kaçmıyorum, bir saat sonra dönelim." Bu cümle kaçınan tarafa nefes alanı, kaygılı tarafa ise en çok ihtiyaç duyduğu şeyi, yani öngörülebilirliği verir.
Yakınlığı nasıl ifade ettiğin ile bağlanma stilin aynı şey değil. Sitedeki ilişki testi senin ilişkide hangi dili konuştuğuna bakar; bağlanma stili ise bu dilin altındaki güvenlik hissiyle ilgilidir. Duygusal tepkilerini fark etme ve düzenleme becerin üzerine düşünmek istersen duygusal zekâ yazısı daha doğrudan bir başlangıç olur.
Stiller değişir mi
Bağlanma stili, göz rengi gibi sabit bir özellik değil. Boylamsal çalışmaları birleştiren bir meta-analiz, bebeklikten genç yetişkinliğe uzanan ölçümler arasında orta düzeyde bir süreklilik buldu; ama ölçümler arasındaki süre 15 yılı aştığında bu süreklilik anlamlı olmaktan çıkıyordu. Yani çocukluğun kaderin değil, ilk tahminin.
Değişimi tetikleyen üç şey öne çıkıyor. Birincisi hayat olayları: Ciddi bir kayıp ya da ihanet güvenli bir kişiyi bir süre kaygılı uca taşıyabilir. İkincisi ilişkinin kendisi; istikrarlı, tutarlı davranan bir partnerle geçen yıllar güvenliğe doğru kayma yaratabilir. Zor bir çocukluğa rağmen yetişkinlikte güvenli bir örüntüye ulaşan kişiler için araştırmacılar kazanılmış güvenlik terimini kullanır. Üçüncüsü, bağlanma odaklı çalışan terapi yaklaşımları.
Bir de önemli bir ayrıntı var: Bağlanma ilişkiye özgü de olabilir. Annenle kaygılı, en yakın arkadaşınla güvenli, romantik ilişkide kaçıngan olman çelişki değil. Genel bir eğilimin olsa bile her ilişki kendi güven geçmişini yazar.
Popüler kullanımdaki abartılar
Kavram yaygınlaştıkça, araştırmada olmayan iddialar da yayıldı. Aşağıdakiler sık karşılaşılan ve dikkatli olunması gereken kullanımlar.
- Etiketi kalkan yapmak: "Ben kaçıngan bağlanıyorum, o yüzden konuşamam" cümlesi bir açıklama değil, davranışı dondurmanın yolu. Stil bir eğilimi tarif eder, seçimlerini yapmaz.
- Partneri teşhis etmek: Birinin mesajlarına bakarak stilini belirlemek mümkün değil. Yetişkin araştırmalarında bile ölçümler çoğunlukla kişinin kendi bildirimiyle ya da yapılandırılmış görüşmeyle yapılır, birkaç davranışa dışarıdan bakarak değil.
- Uyum tablosu çıkarmak: "Kaygılı ile kaçıngan asla yürümez" gibi kesin kurallar yok. Bir boylamsal çalışmada bu eşleşmedeki çiftler ilişkilerini daha olumsuz değerlendirdi, ama ilişkileri üç yıl boyunca beklenmedik biçimde kararlı kaldı; sonuç iletişim becerileri, ortak değerler ve dış koşullara da bağlı.
- Her sorunu bağlanmaya bağlamak: Uyku düzensizliği, iş stresi, maddi belirsizlik ve fiziksel sağlık da ilişkideki tepkileri belirgin biçimde etkiler. Bağlanma açıklayıcı bir çerçeve, her şeyi kapsayan bir teori değil.
- Sosyal medya ölçekleri: Dört soruluk paylaşımlar araştırma ölçekleriyle karıştırılmamalı. Akademik çalışmalarda yaygın kullanılan Yakın İlişkilerde Yaşantılar ölçeği (ECR) 36 maddeden oluşur ve puanları iki boyut üzerinde verir.
Sitedeki ilişki testi ne yapar, ne yapmaz
Açık olalım: Bu sitedeki ilişki testi bir bağlanma ölçeği değildir ve öyle olduğunu iddia etmez. Test on iki senaryo sorusundan oluşur; her seçenek dört ilişki tipinden birine, Romantik Rüya, Sadık Koruyucu, Özgür Ruh ya da Neşeli Dost, işaret eder. Sonuçta seçimlerin sayılır, yüzdeye çevrilir ve en yüksek yüzdeyi alan tip gösterilir. Yani ölçtüğü şey, senaryolarda hangi ilişki dilini tercih ettiğin.
Bu yaklaşım eğlence amaçlı ve öz farkındalık için kullanışlı, ama klinik bir değerlendirme değil. Kaygı ve kaçınma boyutlarında nerede durduğunu merak ediyorsan, doğru adres psikoloji literatüründe geçerliliği sınanmış ölçekler ve bunları yorumlayabilecek bir uzmandır.
Bağlanma örüntüleri gündelik hayatını ciddi biçimde zorluyorsa, ilişkilerinde tekrarlayan ve seni tüketen bir döngü varsa ya da geçmiş yaşantıların şu anki bağlarını gölgeliyorsa, bir klinik psikolog ya da psikiyatristten destek almak en sağlıklı adım. Bu yazı bilgi amaçlıdır; tanı koymaz ve tedavi önermez.
Kendini tanımaya farklı açılardan bakmak istersen kişilik testi beş temel eğilimini, içedönük ve dışadönük yazısı ise sosyal enerjini anlamana yardım eder.